14 Mart 2017 Salı

Dönüyor durmuyor dünya


Merhabaa 🙋
Bugünlerde tuhaf şeyler oluyor. Düşüncelerimle ilgili aslında bu. Fikirlerim değişiyor.
Çok fazla ayrıntıya girmeyeceğim ama insanın bakış açısının değişmesi çok farklıymış. İnsanların kişiliklerini daha iyi gördüğüm bir dönem oldu. Bu aslında insanı geliştiren bir şey.


"İçimizdeki Şeytan" romanı sıra dışı bir aşk hikayesi.
Aslında konusu bir yasak aşk.Kendinden yaşça büyük ve evli bir kadına aşık bir çocuğun aşkı. Çocuk kıza aşık olur ve kız da erkeğe tabii. Ama kız evlenir. İlişkileri devam eder. Hatta işler sarpa sarar ve kaçmaya karar verirler. Ama çocuk "çocuk" olduğu için çocukluk korkuları, çekinceleri olduğu için kızı kaçıramaz dahi. Kız hamiledir. Sonu oldukça trajik bitiyor. Tamamen bir erkeğin zayıflıklarına şahit oluyoruz. Aslında bir kadının ve çocuğunun sorumluluğunu alamayan o kadar çok erkek var ki. Yaşları küçük olmasa dahi.
Zayıflık, korkaklık ve iki yüzlülüğü suratınıza çarpan bir kitap.
Ölüp bitmedim kitap için ama güzeldi.



Tiyatro zamanı


Ermişler ya da günahkarlar.
Bu oyuna gittik. Çok güzeldi. İlk perdesi inanılmaz sıkıcıydı. Bu arada oyun +13
Size ermişler ve günahkarlar arasındaki ince çizgiyi gösteren cinsten. Şiddet içeriyor. 
Cinayet romanı yazan bir yazarın, yeni romanı için bir akıl hastanesine gelmesiyle oyun başlıyor.Oyuncu sayısı 3 kişiden oluşuyor.
İyi ve kötü arasındaki sıkı ilişkiyi izleyeceksiniz. Ve oyun tanıtımından bir söz:
"Ölüm ve kanın verdiği haz.." 


Bu oyunun bir özelliği de objelerin izleyenler tarafından anlaşılmadan değiştirilmesiydi. Tablolar, heykeller değişiyordu.
Kelebekler, böceklere
Köpek, kurta
Melek, şeytana



Ve ve ve Kuki tamamen kalktı. Onu ılık suıyla yıkadım. Ama morali çok bozuk. Güneşi göremiyor ve keşke biraz daha uyusaydım pişmanlığında.
Pazar günü yanlışlıkla erken kalkmak gibi yani.


Geçen dudağımda uçuk çıktı. Fotoğrafımı çekmiştim ve aklıma "Muhteşem Yüzyıl" dizisindeki Hürrem'in dayak yemiş, bitkin haline benzettim kendimi. Resimleri bir araya getirdim. Hangimiz daha bitkin görünüyor?


Artık çorbalarını da tüketiyorum. 😛😋


Bugün İnegöl köfteden kendime burger yaptım. Burger King 🔫



Bu sosu yeni keşfettim. Bu sıralar iştahım çok açık. Özellikle geceleri yemek hayali kuruyorum. Sevmediğim balık var ya şimdi balığa doyamıyorum. İştahımın açılmasının sebebi aşağıda.
Bilgen Tolis😀
Bilgen Tolis izle Youtube


Çok doğal bir Youtuber. Ve yemek yemeyi çok seviyor. Onu gördükçe iştahım açılıyor. Kilo aldım.
Bilgen bir Amerikalıyla evli ve orada yaşıyor. Anatolia adında bir kızları var.
Her gün yeni bir video paylaşıyor ve gerçekten bayılıyorum.
Doğal ve gerçekçiler.


The 100
Bu diziyi şans eseri buldum. Ama saplandım kaldım. Keşke daha önce bulsaymışım. Her bölümü mü güzel olur ya!!!
Sakın başlamayın! Bağımlılık yapıyor. Aşk ve dram dizilerinden midem kalktı artık. Bilim kurgu ve macera 💪


Fragman- Ön izleme
Şuan 3. sezona geçtim. Buradan izliyorum: the 100 izle


Ekip bu.


Clarke, Bellamy ve Octavia


Her dizide kendime bir karakter seçerim. Daha yakın hissettiğim. Muhtemelen sen de yapıyorsundur. Ben bu dizide Octavia'yı seçtim. Bu da Lincoln.💞
Aklım çıkıyor Lincoln'e bir şey olacak diye.🙈


Bu yıl sardığım diğer program Survivor.


Bu kızın üzerine çok oyunlar oynanıyor. Burada tarafım tabiki Gönüllüler.
Nefret ettim ya ünlülerden. Hepsi ayrı bir saçmalık. Karakter yoksunu çok kişi var.


Favorim OGEDAY💪🙌
Yarışmayı muhtemelen o kazanamayacak. Çünkü halkımız bilirsiniz biraz duygusal. Bu yüzden hak eden değil, mağdur olan Adem kazanacak.


Gökhan da ikinci Favorim.


Kadınlardan tek favorim Berna 👍👩👍


Ademle aynı memlekettenmişiz. 😵
Kişilik sahibi tek ünlü bence.
Kazanacaksın bebek💪
Evde maç izler gibi bağıra çağıra direktif veriyorum bu üç arkadaşa da. Kaptırıyorum kendimi ve neler neler saydırıyorum rakiplere.
ANLAYAMAZSINIZ.


1000 kez dinlediğim şarkıyı da buraya atıyorum. Pentagram Sonsuzluk
Ezberledim ve bence hiç de fena söylemiyorum.😎😍
Ve insan, hızla uzaklaştı..
Dostça kalın.


👊👊👊

3 Mart 2017 Cuma

OM MANİ PADME HUM



(Jan van huysum'un tablosu)

Herkese merhaba.
Şimdi size dinlediğim iki sanatçıdan, iki Asaf'tan bahsedeceğim.

Jehan Barbur ve Ceyl'an Ertem
Şarkılarına vurgun olduğum iki kadın.
Asaf Halet Çelebi ve Özdemir Asaf
Şiirlerine vurgun olduğum iki adam.

"her insanın bir öyküsü vardır,
ama her insanın bir şiiri yoktur."
*Özdemir Asaf*

DO
Dün sabaha karşı kendimle konuştum
Ben hep kendime çıkan yokuştum
Yokuşun başında bir düşman vardı
Onu vurmaya gittim kendimle vuruştum.
*Özdemir Asaf*

YUVARLAĞIN KÖŞELERİ
Aşka gönül ile düşersen yanarsın.
Zeka ile düşersen kavrulursun.
Akıl ile düşersen çıldırırsın.
Duygu ile düşersen gülünç olursun.
Aşka düşmezsen kalabalığa karışırsın, ezilirsin.
Sersem sersem bakınıp durma, bir yol seç.
*Özdemir Asaf*

(Johannes Vermeer'in İnci Küpeli kadın tablosu)

İBRAHİM
İbrahim
içimdeki putları devir
elindeki baltayla
kırılan putların yerine
yenilerini koyan kim

güneş buzdan evimi yıktı
koca buzlar düştü
putların boyunları kırıldı
İbrahim
güneşi evime sokan kim

asma bahçelerinde dolaşan güzelleri
buhtunnasır put yaptı
ben ki zamansız bahçeleri kucakladım
güzeller bende kaldı
İbrahim
gönlümü put sanıp kıran kim
*Asaf Halet Çelebi*

(Monet'in Şemsiyeli Kadın tablosu)

SİDHARTA
nigrodha
koskoca bir ağaç görüyorum
ufacık bir tohumda
o ne ağaç ne tohum
om mani padme hum

sidharta buddha
ben bir meyveyim
ağacım alem
ne ağaç
ne meyve
ben bir denize eriyorum
om mani padme hum

*Asaf Halet Çelebi*

Om mani padme hum, "istekten arınarak özgürlüğe ulaşmış ruh"u işaret ediyor. "Nilüfer çiçeğinin içindeki mücevher" anlamına gelir.
İlginç bir şiirdir. Apokalips Edebiyat'ın güzel bir örneği olarak görüyorum bu şiiri. Beklentilerden azade olmak bazen en iyisidir. Ruh ve beden için. Dinimizdeki "Hiçlik" makamının bir benzeri.. Gök kubbemizde söylenen tekrarlı sözlerden biri de bu işte.
Yer verdiğim bu tablolar da en sevdiğim ressamlara aittir. Buraya Monet'in Nilüfer Havuzunu eklemedim.

(Cennetin Irmakları- Ceyl'an Ertem)

(Dinlen Bir Nefes Al- Jehan Barbur)

DOSTÇA KALIN.
👻

26 Şubat 2017 Pazar

2017 PLANIM


2017'de Yapılacaklar

1. Bi zahmet şu tezi bitir.



2. Tiyatroya git.



3. Kitap listesindeki kitapları bitir.



4. Tatarcanı geliştir.



5. İnsanları ciddiye alma ve gereğinden fazla değer verme. (Gereği= senin değerin / 4)


6. Hayallerine olan inancını kaybetme, rüzgar yönünü değiştirecektir.



7. Çevrene daha dikkatli bak.



8. Bol su iç.



9. Sudan sebeplerden kavga çıkartma.



10. Daha çok gülümse.



11. Planlara sadık kal.


12. Daha az çikolata daha çok meyve



13. Kilo al. (52 kilo olsan yeter) (3-4 kilo yani)


Dostça kalın.👧😃

20 Şubat 2017 Pazartesi

WHY ARE THEY HERE?


geri dönüş yerine ileri gidiş. 
Arrival filmini izlemişsinizdir. İzlemediyseniz de bu yazıdan sonra izleyeceğinize eminim.
Kitaplarda özellikle post modern kitaplarda "geriye dönüş" denilen bir teknik vardır. Yani anılara dönüş. Ama bu film tam tersine "ileri bakış" tekniğini kullanıyor. Gerçi buna böyle bir adlandırma vermem doğru sayılmaz. Çünkü gelecek denilince aklıma "ileri" kelimesi geliyor olsa da bazı dillerde durum öyle değil.
Çince'de "yarından sonraki gün" anlamında kullanılan sözün "gün arkası" olarak da kullanılması gibi. 
Filmde de zaman anlayışı farklı işliyor denebilir.


DİL
Film boyunca dil bilimcilerin bu başka bir gezegenden gelen misafirlerin dilini çözme mücadelesine tanık oluyoruz. Filmden sonra aklıma bir soru takılıyor.

EVRENSEL DİL MÜMKÜN MÜ?
Tamamen yeniden kurulmuş, sadece sesleri değil belki filmdeki gibi logogram'da kapsayan bir dil. Mümkün olsa diyorum. Sizin bu yazıyı okurken translate ihtiyacınız kalmasa, hepimiz doğrudan diyalog kurabilsek.. Ne dersiniz? Belki de yavaş yavaş birbirimizi anlamayı öğrenirdik. Daha mı iyi olurdu? 
Geniş bir kelime hazinemiz olurdu. Ama belki de aynı düşünmeye koyulurduk. Tek düze bir dünya görüşümüz olurdu belki de.


SAPİR - WHORF HİPOTEZİ
Bu hipotezden de bahsediyor filmde. Bir insan başka bir dili tam olarak anlayamaz deniyordu. Çünkü konuştuğun dil, düşünme biçimini de etkiliyor. Yani bir Alman ya da bir Fransız gibi düşünmedikten sonra o dili tam olarak anlamak imkansız.


Bana filmde en çok gerilim veren şey uzay aracının yere yakın mesafede ama yerle temas etmeden duruyor olmasıydı.  Burada verilmek istenen şey "istila için gelmedikleri"  Aslında sürekli bunu düşündüler. Niçin geldiler? Buna cevap ararken baştan beri cevap gözümüze sokuluyordu. Uzay aracı dik konumdaydı. Ama istila için geldiklerini düşünen insanlar, askerlerini oraya yığdıklarında ve bomba yerleştirdiklerinde yatay hale geldiler. Yani savunmaya geçmişlerdi. Ve yeryüzünden uzak ama görünür haldelerdi. 
Daha fazla ayrıntıya girmesem iyi olacak. 

Dostça kalın.

18 Şubat 2017 Cumartesi

VE PERDE!!



SON TANGO. YÖNETMEN HAKAN ÇİMENSER. YAZAN ÖZCAN ÖZER
Aralarında en sevdiğim oyundu. Tüm eleştirilere rağmen üstelik.
"Birbirine aşık olanlar ve içinde bulundukları onursuzluklara katlanamayanlar kendilerini rıhtımdan denize atıp intihar ederler. İşte tangonun söylencesi bu.👠
Pedro ve Maria'nın trajik aşk hikayesiydi. Bir tarafta açlık, sefalet, ahlaksızlık diğer yanda aşk..
Ahh Maria ahh. Pedro'yu heba ettin kaygılarına.  Ahh Pedro güvensiz ve uçarıydın. Aynı tango gibi.
Tekrar oynanırsa gidin derim.




KONTRABAS. ÇEVİREN HALE KUNTAY. YÖNETEN METİN BELGİN
"Koku" romanının yazarı Patrick Süskind'in oyunudur. Koku romanına bayılmıştım ve bu oyunu da çok sevdim. Müzisyenin üzerinden toplumun, bireyin, müziğin, cinselliğin ve hiyerarşinin dedikodusunu yapıyor. Süskind'in bize bıraktığı etki : insani sancılarımız ve içimizdeki saplantılardan doğan gerilimler oluyor.





RUMUZ GONCAGÜL. YAZAN OKTAY ARAYICI. YÖNETEN İSMET NUMANOĞLU
İnsaf Hanımın kızı Gülsün'ü evlendirme çabasıdır. Bol danslı, şarkılı bir oyundu. Oysa aşk çok yakındadır.. Eğlenceli bir oyundu. Şarkılara bayıldım.




Dostça kalın.
Vee perde..🎭🎦

5 Şubat 2017 Pazar

TÜRKSOY'A YOLCULUK


Merhabaaa Türksoy'a gidiyorum. Türksoy ne diyenler tıklasın
Niyet ettim Allah rızası için Süyümbit'i bulmaya dedim yola koyuldum.
Bulamadım. Hatta kendimi dahi kaybettim.
Heykel buldum orada ve şu heykelle aşk yaşadığım doğrudur.


(Sait Rüstem'in eserleridir.)
"Ben yoruldum yaz günahı" adlı çalışma. Yani aslında isimleri yok da ben koydum. Bilindik bir tabloyu hatırlatmadı mı size de?


Birlikte dirlik vardır.
Fazla söze ne gerek!


Bu aralar Black Mirror izlemeye sardım. Tabağıma mısır gevreği doldurup diziye gömülüyorum. 
Black Mirror mini bir dizi. 3 sezonluk toplam 10 bölüm filan. Her bölümün konusu ayrı, oyuncusu ayrı, yönetmeni ayrı. Ana fikir teknolojinin insanlar üzerine olumsuz etkisi.
Ben en çok da ilk bölümü ve "tekrar döneceğim" adlı bölümü beğendim.

DOSTÇA KALIN. LÜTFEN.