24 Mayıs 2017 Çarşamba

Mesele mühim


Herkese merhaba
Geçen hafta kızlarla buluştuk. Neslihan ile beraber Bahçeli'de en en sevdiğim kafeye doğru yola koyulduk. Mülakat puanları açıklanacaktı. Dedim ki 87 ya da 88 gibi bir şey hissediyorum inşallah öyle bir şey değildir.(daha yüksek olması umuduyla)
Hatta Erzincan hissediyorum garip şekilde dedim. Neden bilmiyorum tercihler Ağustosta hatta atandığım da belli değil. Ama his işte.


Oturduk oradan buradan sohbet ederken hoooop sonuçlar açıklanmış. 88 almışım. Ben şok!
Sınav puanımdan 3 puan fazla sadece.
Yıkıldım desem yeridir. Moral gitti.
Benden daha az puan alanların önüme geçmiş( mülakatta daha yüksek almış) olması da cabası.


Gülecek halim kalmadı ama bıraktım Erzincan'ı Hakkari'ye razıyım şuanda.
Neyse Hilal geldi de havamız değişti.
Elimi karnına koydum ve bir hareketlilik.
Hilal şok!
İlk kez biri hissetmiş bizim minik meleği.
Yolun ortasında birbirimize sarılıyoruz Hilal'in karnına dokunuyoruz. İsimlerden konuşuyoruz.
Yepyeni heyecanlar bunlar. Hayatımıza giren en güzel şeyler belki de.


Bir ara yaz gelir gibi olmuştu ya. İşte o zamanlar şifayı kaptım.Dondurmaya saldırdım.Bazen eski mahalleme gidiyorum. Roko dondurmacısından hep big bubble dondurmasını yiyorum. Şimdi ise sürekli öksürüyorum. Hafta sonu gidip kan vermem lazım. O da ayrı olay. Kan ve ine fobim var. Kokusunu alınca iğnenin ve damarıma soktuklarını hissedince ben o lalaaa!
Baygın.
2.80 
Yok 1.58


Sleek markasının Sunset paleti nedir ya??
Mavi hariç her rengini denedim. Artık sonbahar renklerini daha çok seviyorum. Yukarıdaki de concealer.
Ama şu sıralar yüzüme sadece güneş kremi, yanaklarıma ve burnuma güneşte yanmış efekti için biraz allık, kahverengi maskara, kaş maskarası, dudak kalemi, nude bir lip stick kulllanıyorum. Yani ten ürünü kullanmama kararı verdim. Cildimizin nefese ihtiyacı var. 
Benim de derin bir nefese ihtiyacım var.


Trendeki Kız kitabının (okumadım) filmi çıkmış. Öneririm güzel gizemli bir film. Bu sırada erik çıkmış erik:)
Dostça kalın.

16 Mayıs 2017 Salı

Bu çok acı bir şey!?


Bahçemize ağaç dikmiştik. Bu sefer sebze ekmeye karar verdik ve kuki'yi de bahçeye bıraktım.


Neyse Kuki güneşleniyor derken ben de evdeki işlerle ilgileniyordum ama gözüm hep onda. Çünkü bahçemizde köstebek var. Karşılaşmalarını istemezsiniz. Ben köstebekleri düşünürken birden Kuki ağzını açıp kapamaya başladı. Yanına gittiğimde ağzından köpükler çıkartıyordu. Ne olduğunu anlayamadım ama elimde içtiğim su vardı üzerine döküverdim. Oradan alıp verandaya koydum. Boynundan nabzına baktım çok hızlıydı. Güneş çarpmış olabilir diye düşündüm ve gölgede sakinleşmesini bekledi. Su koydum içmedi. Elimde telefon internete girip bir sorgulayayım dedim ama kırsalda olduğumuz için bu çok da mümkün değil. Bazen çekiyor telefonlar bazen çekmiyor.
Neyse bizimki kendine geldi. 
Kendime çok şaşırdım. Normalde panik olurdum. Kargalar saldırdığında, balkondan atladığında, üşüttüğünde, hep panik halindeydim. Demek ki insan yaşaya yaşaya öğreniyor. Onu görünce aklıma güneş değil yediği yapraklar zehirli olabilir diye düşünmüştüm açıkcası ama kabuğu çok sıcak olunca netleştim denebilir.



Oturup bir kaç sayfa Tembellik Hakkı adlı kitabı okudum. Ama kıyamadım ve çalışmaya başladım.


Traktörle geçilen yerleri tırmıkladım. Büyük taşları kenarlara ittim ki annemle babam da rahatça resimdeki gibi yapabilsin. Ama inanın hiç kolay değilmiş. Tek tek suladım. Ertesi gün çorabımı giyemedim resmen. Belim ve sırtım isyan ediyordu. Dünyanın sonu değil tabi. Ertesi gün iyiydim. Bir daha da gitmem. Hobi de bir yere kadar. Ama doğa harika. Güneşin batışı, esen rüzgar, temiz hava, sessizlik..
Boş boş konuşan insanlar yok, erişim yok baş başasınız. Doğa ve siz. Bir de oksijen.


Hepsini su delisi yaptım. İnşallah ölmemişlerdir.


Bu da size yorgunluk kahvesi olsun. "Bazı insanları duyguda sahtecilikten içeri alsınlar. En az 5 yıl yatarlar."
👊


Migrosta harika bir indirim vardı. Garnier saf ve temiz sauna etkisini aldım. Banyodan sonra nemli cilde çok iyi geliyor. Gözeneklerin görünümünü azaltıyor. Nem bombasını da bu hafta uygularım. Blistex'in lip balmı da dudak büyütüyor diyorlar. Tavşan dudaklarıma işe yarar mı bilmiyorum. Kullanıyorum ama bence psikolojik olarak hissediyorum. Emin değilim.
Diğeri pembe greyfurt temizleme jeli. Ona aşığım.


Bu arada The 100 dizisinin sezonuna yetiştim ve yeni bölüm daha gelmedi. Ben de Outlander isimli bir diziye tutuldum. 



Neyse parmaklarım yorulmuş olabilir. Yarın büyük gün. 
Dostça kalın. 




14 Mayıs 2017 Pazar

Ellerim büyüdü avuçlarında


ANNE!
Kadınların ulaştığı en yüksek mertebe. Çünkü bir kadın anne olursa kendinden başkasını daha çok nasıl sever insan onu anlar. Her canlının annesi olduğunun farkına varır. Merhamet şalını omzuna atar. Bilir ki hayvan ya da insan fark etmez bir bebek kolay büyümez. Bir anne çiçeği sever, hayvanları sever, canlıları sever. Yavrusunu her şeyden çok sever. Bir Türk annesi oğlu olursa sevinir. İstediği gibi bir erkek yaratma hamuru eline bulaşmıştır çünkü. Bir kızı olsa sevinir. Ona can yoldaşı gelmiştir. Anneliği, hanımlığı ona ilmek ilmek öğretir. Kızı evlenme çağına gelince eli yüreğindedir annenin. Kızının çeyiziyle, duvağıyla gidişini izler. Oğlu asker olma yaşına varınca ise bilir ki 

"Türkün askeri dönmez geri!" 

Anne, enkey, eniy, ana, aba, mama, ene, ona gibi pek çok adlandırma vardır Türk lehçelerinde.
Hepsi de bize kendi annemizi hatırlatır.  Kimimiz annemizi kaybettik, kimimiz çok zor şartlarda görüyoruz onu kim bilir. Tek bedende idik tam 9 ay. Şimdi ise biz ölene kadar gönüllerimizde taşıyoruz onları.

Ne demiş şair:
beni senin gibi
bir de annem terk etmişti
ki göbeğimde durur
onun yokluğundan
bana kalan 
çukur





10 Mayıs 2017 Çarşamba

Mazi yahut gelecek


Hayat ne tuhaf.
Sık sık söylediğim sözdür bu.
Bir yaşlı olsaydım.
Şöyle seksenime merdiven dayasaydım.
Muhakkak hüzünlerim, sevinçlerim, korku ve endişelerim aynı olmayacaktı.
Sükunet mi saracaktı içimi yoksa pişmanlıkların verdiği huzursuzluk mu?
Peki ya huzur?


Ölüm hakkında ne düşünürdüm kim bilir? Korkar mıydım şimdiki kadar? Yoksa daha mı sevimli gelirdi bana? Kurtuluş olarak mı görürdüm , kavuşma olarak mı?
Peki ya inancım? Artar mıydı azalır mıydı?


Gücümün azaldığı gibi hayata olan tahammülüm de azalırdı herhalde. Tecrübelerim bana bir sakinlik verirdi. Ama heyecan olmazdı  yaşamımda. Stres de son bulurdu. Yetişilecek bir iş, planlar, hedefler, endişeler, kendini ifade etme zorunluluğu, sorumluluklar olmazdı. Umursamaz mı olurdum acaba? Yoksa çevreme aşırı duyarlı mı olurdum. Besbelli doğaya yaklaşırdım. Ağaçlara, gökyüzüne daha bir dikkat kesilirdim. Sabah erkenden uyanırdım. Gece erken yatardım. Yüzyıllık şarkıları dinler eskilerden kimler kaldı ki derdim herhalde. Kocam yanımda olur muydu? Gençken "koca" kelimesi bana çok itici gelirdi. Şimdi ise "aman ne fark ederdi."
Torunlarım kime çekerdi? 


Yediğim şeyler değişir miydi acaba? Jelibonlar, cipsler, vazgeçemediğim tüm o çikolatalar, kahveler hala benim için lezzetli olur muydu? 85 yaşımda takma dişlerim jelibon yememe izin verir miydi? Yoksa takma dişler daha da gelişip bu keyfimi mümkün kılabilirler mi?
Kahve çarpıntı yapardı. Cipsler de artık çok kuru gelirdi yutamazdım. 
Annemi ve babamı çok özlerdim. Kardeşimse tam bir "bunak ihtiyar" olurdu.
Gençleri anlayamazdım. Çok umursamazlar!


Bloguma hala yazardım. Ama artık gözlerim çok az gördüğü için konuşan klavyeyi kullanırdım. Tabi sizin gözleriniz de miyop ve astigmat. Sizler de ses kaydına çevirip dinlerdiniz. "Bu kadın iyice bunadı" diye atar tutardınız arkamdan. Aynı yazıyı geçen de yazmışımdır çoktan.
Belki de bir blogum olduğunu unuturdum. Malum alzheimer..
Hayat yavaşça dışına iterdi bizi. İnsanlar çok kaba ve acımasız, teknoloji ve arabalar çok hızlı. Geleceği göremeyeceğimiz için geçmişe sığınırdık beraber.
Geçmişe.
Şu yazıyı okuduğun bu güne.
Sevgilerimle yaşlı dostlarım.
Dostça kalın.


9 Mayıs 2017 Salı

Çekilin Lincoln Öldü!



Bu nasıl olur ya?
Lincoln öldü.
The 100 dizisine mübtela olduğumu söylemiştim ve Lincol öldürüldü. Şok oldum. Ağladım. Evet resmen ağladım. Harcadılar çocuğu harcadılar😭😭😭


Neyseki çabuk atlattım. Negroyla ciddi düşünüyoruz evet. Negro bence Oreo'yu yener.😋


Çatlak dudakları tedavi eden bir kremmiş. Herkes bahsediyordu görünce aldım ve sürdüm. Gece uyurken dudağımı ısırıyorum galiba uyanınca morarmış ve kanamış oluyordu. Gün içinde de tabi kabuk kabuk olmuştu. Gerçi artık düzenli 1500 ml su içsem de stresli zamanlarda fayda etmiyordu. 1 kere sürdüm ve saatler içinde onardı ve yumuşacık yaptı. Keşke daha önce alsaydım dedim. Daha önce de Blistex kullanıyordum ama renkliydi. Neutrogena formula dudak nemlendiricisini beğenmedim ama 20 spf içeriyordu. Renkli olan Blistex spf 15 idi.


1 haftadır çok hastaydım. Neyse bir gün güç bulup yürüyüşe çıktım. Güneş ve temiz hava çok iyi geldi doğrusu :) Su içtim bol bol. Hasta olunca anında kilo veriyorum ve ne yazık ki 49 kiloya dönmüşüm. Moralim bozuk ve hasta olsam haftada 2 kilo rahat veriyorum. Tabi bu istenilen bir şey değil.


Hayatımda ilk kez Falafel yedim. Bu bir tür Ortadoğu yemeğiymiş. Filistin taraflarında yapılıyormuş. Ama bana çok ağır geldi. Midem ekşidi. Sanırım sorun bendeydi yoksa millet ayıla bayıla hüpletiyor yani.


Şu maskeleri de uygulamayı düşünüyorum yüzüme. Özellikle nem bombasını merak ediyorum. 
Neyse zaten Lincoln ölmüş. Düşündükçe bir hüzün sarar yüreğimi. Klavyeye sözüm geçmez.
Dostça kalın.


28 Nisan 2017 Cuma

Ahh şu Finlandiya

Herkese merhaba :)
Kendime dert edindiğim bir konuyla telefonunuzun ekranındayım. Evet ben telefonunuzda yaşıyorum.😏

PISA (Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı) sınavlarını hepimiz duymuşuzdur. 15 yaşındaki öğrencilerimizin kazandığı bilgi ve beceriyi ölçüyorlar. Matematik, Fen, Okuma becerisi alanlarında.
100 soru soruluyor ve çoktan seçmeli, kısa cevaplı, açık kapalı uçlu sorular hazırlanmış. 
Derken 2003 yılında biz de bu sınava katıldık. Finlandiya 1. idi fakat biz 30 ülke arasında 29. olduk.😨


Hal böyle olunca hemen bir araştırma ekibi kuruldu ve yola revan olundu.


Aslında birçok neden bulundu. Kültür, aile, öğretmenler, okul, ekonomi gibi.
Ama tam 4 maddede işi çözmüştük.

1.Öğretmen yetiştirme programı


Öss sınavına benzer bir sınava giriyorlardı. Sonra kitap sınavı, ders anlatma sınavı ve mülakat. Ayrıca Yüksek Lisans yapmaları da isteniyordu.

2. Geleneksel okul yaşamı


Okullar ev rahatlığında. Sınav yok! Öğretmen süreç içinde sorduklarıyla öğrenciyi değerlendiriyor. Amaç sınava hazırlık değil, öğrenmek!!!
Sıcak yemek, sağlık hizmetleri, ücretsiz kitap veriyorlar.
Ayrıca bizdeki gibi Anadolu lisesi, Fen lisesi gibi ayrımlar yok. Fırsat eşitliği var ve ülke genelinde eşit başarı mevcut.
Sınıfın gerisinde kalan öğrenciyle ders esnasında birebir ilgileniliyor ve sorun devam ediyorsa etüt koyuluyor.

3. Kültürel olarak öğretmenlik mesleğine bakış


Ülke genelinde öğretmenlere olan güven yüksek. Öğretmenlik statüsü yüksek bir meslek. Gelirleri de yüksek.

4. Hizmet içi eğitim

Motivasyonu yüksek öğretmenler amaçlanıyor. Bizim öğretmenlerimizin motivasyonu oldukça düşük aslında. Çünkü gün geçtikçe toplumda eğitime olan güven ve devlet okullarına olan inanç azalıyor. "Devlet okullarında başarı sağlanamaz" yargısı hakim ne yazık ki.


Ne diyelim darısı başımıza.
🍎🍎🍎🍎
Gökten 4 elma düşmüş. Biri Eğitim fakültelerine, biri okullara, biri topluma ve sonuncusu da biz öğretmenlere.
Dostça kalın.
Kaynakça A Eraslan - … Fakültesi Elektronik Fen ve Matematik Eğitimi …, 2009 - dergipark.ulakbim.gov.tr

19 Nisan 2017 Çarşamba

How Do You Do?


Herkese merhaba💭
Uzun oldu ha?
Bu sıralar yazmak içimden gelmedi ne yalan söyleyeyim😇
Kızlarla buluştuk gene. Hilal'in karnı yuvarlanmış. 👼👶
Minik bir kız geliyor.


Kemal ve Hilal'e buradan kocaman öpücükler.


İkea'da İsveç köfte denediniz mi?
Kesinlikle denemelisiniz. Sosu ve köftesi harika.
Üstelik hafta içi 5.95 gibi bir fiyata sahip.


Yaz geliyor!!!
Her ne kadar ara mevsimler yok olmaya başlasa da baharın tadını aldık.


Gökyüzünün şu güzelliğine şahit olun. Bu arada hava bir iyi bir kötü. Sizde de aynı mı Kuzey yarım küredekiler?
Buradan güney yarım küreye selam olsun🙋
Yaz bize doğru geliyor çünkü.


İkea'da hala var mı bilmem ama kurabiye parçalarını alıp belli bir plana göre ev yapıyor sonra da bir güzel yiyorsunuz.
Özellikle 6- 12 yaş için eğlenceli. 
Benimse ruhum 6-12 


Saçlara sirke çok iyi geliyormuş. Parlak gösteriyormuş. Yves Rocher hediye olarak verdi. Aslında saç bakım yağı mı böğürtlen sirkesi mi olsun dediler. Sirke kulağıma çok otantik geldi doğrusu.


Şimdi  uzun süredir görüşmediğim arkadaşlarıma gönderip onlardan dönüt olarak şöyle bir tepki 😱😲😮🙏😵🙌aldığım fotoğrafı size de göstermeyi kendime bir borç bilirim.

Diğer yazımda ayrıntıyı anlatırım.
Şimdilik dostça kalın.